Mescit
Mescit, Cuma Namazı kılınmayan
küçük cami veya namaz kılma yeridir. Mescit kelimesi Arapça'da secde edilen yer anlamına gelir.
Mescitlerde minber yoktur bu sebeple
buralarda hutbe okunmaz ve Cuma Namazı kılınmaz. Mescitler namaz
kılmak için kullanılan küçük mekânlardır.
Cami ve mescit ayrımı sadece
Türkiye'de vardır. Diğer İslam ülkelerinde mescit kelimesi Türkiye'deki cami
sözcüğünün karşılığı olarak kullanılır. Arapça’nın dışındaki dillere cami
kelimesi mescit sözcüğünün değişik dillerdeki okunuş şekli olarak girmiştir.
Cami
Cami, İslam'da bir ibadet mekanı. Türkçeye Arapçadan geçen bir sözcüktür. Cem, "Toplanma,
bir araya gelme" kökünden gelen cami, "toplayan, bir araya
getiren" demektir. Sözcük önceleri "cuma namazı mescidi"
anlamında kullanılıyordu. Camiler her ülkede değişik göz alıcı mimari tarzlar
ve süslemelerle inşa edilirler. Câmi sözcüğü, aynı zamanda İslam'da Allah'ın 99
isminden biri olup, Câmi "istediğini istediği şekilde, istediği zaman,
istediği yerde toplayan" anlamına gelmektedir.
Kur'an da ibadethane adı olarak cami terimi geçmez ancak "secde
yapılan yer" anlamındaki mescit kavramı kullanılır. Kur'an'da
mescidlerin imarı ve onarımı üzerine olan Tevbe suresinin 18. ayeti ve Hz. Muhammed'in cemaatle namazı ve hayratı öven hadislerini temel alan İslam dini
mimarisi ilk mabet Kabe ile ve ilk mescit olan Kuba Mescidi ile
başlamış, Mescid-i Nebevi ve benzerleriyle
devam ederek yayılmış ve günümüze kadar gelmiştir.
Türkiye'de 83.574 ibadete açık
cami bulunmaktadır. Her 323 müslüman erkeğe bir cami düşmektedir.
Cemevi
Cemevi; Alevilikteki başlıca
ibadet mekanı. Alevilerin zikir
yaptıkları, hak ile batıl alanı ayırdıkları, ölmeden önce öldükleri, sorguya
çekilip soruldukları ya da bağlama
çalarak, karşılama ya da semah döndükleri ibadethâne. Cemevine
girmenin her ibadet mekânı gibi bir adabı vardır. Kul hakkı yiyen, hak sahibi
ile helalleşmeden cemevine giremez. Zulmedenler ve birbirinden razı olmayanlar
da cemevine giremez. Yapılan en büyük ibadetlerden biri Allah-Muhammed-Ali ve
On iki İmamların adlarının anıldığı "düvazimam"
adı verilen nefeslerin okunmasıdır. Cem'de kıyam, rüku ve secde niyazla
birleştirilmiştir.

Şii-Alevi müslümanlar teberra
kuralları gereği duvarlarında Ebubekir, Ömer ve Osman'ın adı yazılı olan sünni
camilerinden uzak dururlar. Camilerinde sadece Hüseyin'in ismini yazarlar.
İbadethaneliğinin kanunlaşması
tartışması yılllardır sürmektedir. Cem Arapça'da "toplantı" demek,
camii de "toplanılan yer" demektir. Bu yüzden camii ile cem evi
aslında aynı anlama gelmektedir. Cemleri özgün haliyle yaşayan yol-erkan
sürdüren ocaklar ve cemevleri Anadolu'da mevcuttur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder